| SANAYİ DEVRİMİ KELEBEKLERİ YANILGISI
Bilindiği gibi, Darwinizm'in temelini oluşturan
ve evrimleşmeyi sağladığı öne sürülen iki mekanizmadan biri doğal
seleksiyon kavramıdır. Doğal seleksiyonun sözde evrimleştirici gücünün
en önemli "delil"lerinden biri ise, bir önceki bölümde incelediğimiz
Galapagos efsanesinin yanısıra, Sanayi Devrimi döneminde İngiltere'deki
Biston betularia türü kelebeklerin renklerinin koyulaşmasıdır. Evrimin
birinci dereceden delili kabul edilen bu örnek, biyoloji ders kitaplarının
ve evrimci kaynakların hemen hemen tamamında yer alır; çoğu zaman
evrim teorisi denilince ilk akla gelen örnektir.
Sanayi Devrimi kelebekleri üzerine yaptığı
araştırmalarla ünlenen İngiliz böcek bilimci Bernard Kettlewell,
söz konusu örneği, "herhangi bir organizmada şimdiye kadar somut
olarak gözlemlenmiş en çarpıcı evrimsel değişim" şeklinde tanımlar.260
İngiliz genetik uzmanı Philip MacDonald Sheppard ise, Sanayi Devrimi
kelebekleri vakasının "şimdiye kadar insanoğlu tarafından gözlemlenmiş
ve kaydedilmiş en göz alıcı evrimsel değişim" olduğunu belirtir.261
Tanınmış popülasyon genetiği uzmanı Sewall Wright da onun "dikkat
çekici evrimsel bir sürecin gerçekten gözlemlendiği en aşikar vaka"
olduğunu öne sürer.262
Evrim teorisinin ülkemizdeki önde gelen savunucularından
Prof. Dr. Ali Demirsoy ise, bu örneğin doğal seleksiyonun "en çarpıcı
örneği" olduğunu savunur.263
Profesör Demirsoy çeşitli kitaplarında yer verdiği Sanayi Devrimi
kelebekleri vakasını şöyle anlatır:
"Bu konudaki en ilginç örnek, bir zamanlar İngiltere'de
fabrika dumanlarının yoğun olarak bulunduğu bir bölgede yaşayan
kelebeklerde (Biston betularia) meydana gelen evrimsel değişmedir.
Sanayi Devriminden önce hemen hemen beyaz renkli olan bu kelebekler
(o devirden kalma kolleksiyonlardan anlaşıldığı kadarıyla), ağaçların
gövdelerine yapışmış beyaz likenler üzerinde yaşıyorlardı. Böylece
avcıları tarafından görülmekten kurtulmuş oluyorlardı. Sanayi Devrimiyle
birlikte, fabrika bacalarından çıkan siyah renkli kurum vs. bu likenleri
koyulaştırınca, açık renkli kelebekler çok belirgin olarak görülür
duruma geçmiştir. Bunların üzerinde beslenen avcılar, özellikle
kuşlar, bunları kolayca avlamaya başlamıştır. Buna karşın Sanayi
Devriminden önce de bu türün popülasyonunda çok az sayıda bulunan
koyu renkli bireyler bu renk uyumundan büyük yarar sağlamıştır.
Bir zaman sonra popülasyonun büyük bir kısmı koyu renkli kelebeklerden
oluşmuştur." 264
Öncelikle "doğal seleksiyonun klasik bir örneği
ve evrimsel biyolojinin muhtemelen en meşhur hikayesi" 265
ile ilgili evrimci iddiaları ele alalım.
Hikayenin Ortaya Çıkışı
18-19. yüzyıllarda İngiltere'de,
fabrikaların kurulması ve sanayi tesislerinin çoğalmasıyla,
daha önce yaşanmamış bir sorun olan hava kirliliği ortaya
çıktı. Aynı zamanda sanayileşmenin olduğu şehirlerin çevresindeki
ortamlarda yaşayan bazı bitki ve hayvanların renklerinde
farklılıklar kaydedildi. |
18-19. yüzyıllarda İngiltere'de başlayan Sanayi Devrimi, insanlık
tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Fabrikaların
kurulması ve sanayi tesislerinin çoğalmasıyla, daha önce yaşanmamış
bir sorun olan hava kirliliği ortaya çıktı. Manchester, Birmingham
ve Liverpool gibi İngiltere'nin başlıca endüstriyel merkezlerinde
yoğun bir kirlilik gözlendi. Aynı zamanda bu şehirlerin çevresindeki
ortamlarda yaşayan bazı bitki ve hayvanların renklerinde farklılıklar
kaydedildi.
Lepidoptera (Kelebekler) takımının Geometridae
(Mühendis kelebekleri) ailesine mensup Biston betularia türü kelebeklerdeki
renk değişikliği de dikkat çekiciydi. Sanayi Devrimi öncesinde bu
tür, büyük bir çoğunlukla üzerinde siyah noktalar olan açık gri
renkli bireylerden oluşuyordu. (Bu nedenle "karabiberli kelebek"
olarak da adlandırılır.) 1850'li yıllarda söz konusu türün koyu
renkli bireyleri azınlıktaydı. Kimi araştırmacılara göre ilk koyu
renkli form 1811'de, kimilerine göre ise 1848'de Manchester civarında
yakalanmıştı.266
Bu türün açık renkli bireyleri "tipik", koyu renklileriyse "melanik"
şeklinde adlandırıldı. Daha sonraki yıllardaki gözlemler ise, popülasyon
içinde koyu renkli formların çoğunluğu oluşturduğunu ortaya koydu.
Öyle ki yüz yıl sonra, 1950'lerde bu bölgedeki kelebeklerin %90'ı
melanik yani koyu renkliydi. (Çevre kirliliğini önleyici yasaların
yürürlüğe girmesinin ve kirliliğin azalmasının ardından bu durum
tersine döndü. Açık renkli bireyler, Sanayi Devrimi öncesinde olduğu
gibi, popülasyonun çoğunluğunu teşkil etmeye başladı.)
Açık renkli bireylerden meydana
gelen bir canlı popülasyonunun zaman içinde koyu renkli bir hale
dönüşmesi olgusu, endüstri melanizmi olarak bilinir. Çoğu gececi
kelebeklerde olmak üzere yaklaşık 100 endüstri melanizmi örneği
bilimsel literatürde yer alır.267
Kelebeklerin koyu renkli bir görünüm almalarına yol açan da melanin
adlı bir proteindir. Aynı türe mensup iki kelebekten koyu renkli
olan açık renkli olana kıyasla daha çok melanin üretir.268
Şunu da belirtmek gerekir ki kelebeklerdeki melanizme dair özellikle
19. yüzyıldan kalma istatistik veriler, yetersiz ve bugünün bilimsel
standartlarına göre kusurludur. Bu konuda uzun yıllar araştırma
yapan iki bilim adamı, William and Mary Üniversitesi'nden Bruce
Grant ve Liverpool Üniversitesi'nden Sir Cyril Clarke söz konusu
gerçeği şöyle ifade ederler:
Doğal seleksiyon doğada var olmayan
bir canlı türünü ortaya çıkaramaz, sadece canlı türlerindeki
sakat ya da zayıf olan bireylerin ayıklanmasını sağlar.
Sanayi Devrimi kelebeklerinin durumu bu konuda iyi bir örnektir.
20. yüzyılın son çeyreğine kadar olan araştırmalara göre
değerlendirirsek, Sanayi Devrimi ile birlikte ağaçların
renkleri koyulaşmıştır. Dolayısıyla bu ağaçlarda yaşayan
kelebeklerden açık renkli olanlar kuşlar için daha kolay
görünür hale gelmiş ve kolayca avlandıkları için sayıları
azalmıştır. Koyu renkliler ise sayıca artış göstermişlerdir.
Elbette ki bu bir evrim değildir. Yeni bir tür oluşmamış,
sadece kelebeklerin nüfus oranı değişmiştir. |
"19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın ilk döneminde,
birkaç kişi melanik oranların sayısal kayıtlarını tuttu; bu yüzden
melanizmin artışı ve yayılışına ilişkin tablomuz üstünkörüdür."
269
Kelebeklerdeki renk değişimini ilk olarak İngiliz
Biyolog James William Tutt, 19. yüzyılın sonunda, İngiliz Kelebekleri
adlı kitabında inceledi.270
Tutt'a göre, temiz ormanlık alanlardaki ağaçların gövdelerini örten
açık renkli likenler üzerine konan tipik kelebekler daha az fark
ediliyor; dolayısıyla kuşlar tarafından avlanmaktan kurtulmuş oluyorlardı.
(Likenler, alg ve mantarlardan oluşan simbiyotik bitki topluluğudur.)
Sanayi Devriminin ardından (kurum ve asit yağmurunun neden olduğu)
kirlilikle beraber likenler ölmüş ve yerlerini renkleri koyulaşmış
ağaç gövdelerine bırakmışlardı; böylece melanik formlar daha iyi
kamufle olmuşlardı. Tutt, kelebeklerle beslenen kuşların daha belirgin,
daha görülür bir hal alan açık renkli kelebekleri kolaylıkla avladıklarını;
melanik formların ise sayıca çoğaldığını ileri sürdü. Diğer bir
deyişle, "ortam şartları ve kuşlardan kaynaklanan doğal seleksiyonun
neden olduğu evrimleşme" ile söz konusu olayı açıklamaya çalıştı.
J.W. Tutt'un iddiası ilk bakışta akla yatkın görünse
de o yıllarda genel bir kabul görmemişti. Bunun nedeni, geceleri
uçan gündüzleri ise ağaçlarda dinlenen bu kelebeklerin özellikle
kuşlar tarafından avlandığına dair kesin bir kanıt olmamasıydı.
Bu durum, böcek bilimci ve kuş bilimcilerin bahsi geçen teoriye
şüpheyle bakmalarına yol açmıştı.271
1920'li yıllarda, İngiliz Biyolog
J.W. Heslop Harrison farklı bir teori geliştirdi. Bu teoriye göre
hayvanlardaki melanizm, doğrudan doğruya havadaki kimyasal maddelerden
kaynaklanıyordu. Harrison metalik tuz içeren yapraklarla beslediği
çeşitli kelebek larvalarından melanik formlar ürettiğini açıkladı.272
Harrison'un iddiası, Darwinizm'e karşı bir "meydan okuma" olarak
değerlendirildi 273;
ancak 1940'larda neo-Darwinizm'in doğuşuyla birlikte gözden düştü
ve kelebeklerdeki melanizmin doğal seleksiyonun sonucu olduğu fikri
geçerlilik kazandı.
Adı Sanayi Devrimi kelebekleri ile birlikte anılan araştırmacı
ise, 1950'li yıllardaki çalışmalarıyla İngiliz böcek bilimci Bernard
Kettlewell oldu. Oxford Üniversitesi'nden Kettlewell tarafından
gerçekleştirilen bazı deneyler ve saha araştırmaları konuyu bilim
dünyasının gündemine taşıdı. Tahmin edilebileceği gibi, Kettlewell
evrimci bir araştırmacıydı ve evrime bir delil bulmak amacıyla yola
çıkmıştı.
Prof. Kettlewell ilk deneyini bir kuşhanede yaptı.
Kuşhaneye saldığı "karabiberli kelebekler"in öncelikle bir yere
konduklarını, daha sonra ise kuşlar tarafından avlandıklarını dürbünle
gözledi. Bu suretle kuşların dinlenme halindeki kelebekleri yakalayarak
yediklerini tespit etti.274
İkinci deneyinde, Kettlewell, açık ve koyu renkli
yüzlerce kelebeği işaretledi ve hava kirliliğinden etkilenmiş ormanlık
bir arazide gündüz vaktinde salıverdi. Kelebeklerin ağaçların gövdelerine
konuşlandıklarını, kuşların daha belirgin olan kelebekleri daha
kolay avladıklarını belirledi. Aynı gece kurduğu tuzaklar kanalıyla
serbest bıraktığı 447 melanik kelebekten 123'ünü, 137 açık renkli
kelebekten ise 18'ini tekrar yakaladı. Yani, oran bakımından koyu
renklilerin %27.5'ini, açık renklilerin ise %13'ünü ele geçirdi.
Böylece Kettlewell, evrim teorisinin öngördüğü tezi, endüstri melanizminin
ve kuşların kelebeklerde doğal seleksiyona neden olduğu tezini kanıtladığı
sonucuna vardı.275
Kettlewell aynı deneyi, hava kirliliğinden etkilenmemiş
bir ormanda da gerçekleştirdi. Hayvan davranışları alanındaki çalışmalarıyla
tanınan Niko Tinbergen de ona eşlik etti ve ağaçlardaki kelebekleri
avlayan kuşların filmlerini çekti. Bu sefer, açık renkli likenlerle
kaplı ağaç gövdeleri üzerindeki koyu renkli melanik kelebekler daha
kolay fark ediliyordu. Kirliliğin yoğun olduğu ormanda yaptığı deneyin
tam tersi sonuçlarla karşılaştı. Açık renklilerin %12.5'ini, koyu
renklilerinse %6.3'ünü tekrar yakaladı.276
Bernard Kettlewell tüm bu verilerin tezini delillendirmeye yeterli
olduğunu düşündü ve çalışmalarının sonuçlarını heyecanla ilan etti.
Evrimci çevreler Kettlewell'in çalışmasına sahip
çıkmakta gecikmediler. Scientific American dergisi söz konusu araştırmayı
"Darwin'in Kayıp Delili" başlıklı bir makaleyle duyurdu.277
Konuya öylesine bir önem atfedildi ki kısa sürede evrimci literatürün
temel örneklerinden biri haline geldi.
Sanayi
Devrimi kelebekleri, aradan yarım yüzyıla yakın bir zaman geçmesine
rağmen, halen Darwinizm'in bir numaralı kanıtı olarak tanıtılmaktadır.
Kettlewell'in ardından birçok evrimci araştırmacı da deneyleri yinelemiştir.
(Örneğin, 1966'da Clarke ve Sheppard 278,
1972'de Bishop 279,
1975'de Lees ve Creed 280,
1975'de Bishop ve Cook 281,
1977'de Steward 282,
1980'de Murray ve ekibi 283)
Oysa tüm bu hikaye geçersizdir. Aşağıdaki satırlarda söz konusu
araştırmalardaki yanlışlıklarla birlikte, Sanayi Devrimi Kelebekleri
hikayesinin neden evrim teorisine hiç bir şey kazandırmadığı gözler
önüne serilecektir.
Sonraki Araştırmalar Kettlewell'in Tezini Doğrulamıyor
İngiltere ve Amerika'daki yoğun araştırmalara
göre, melanik formlu (koyu renkli) kelebeklerin kirli ve
temiz bölgelere göre dağılımı beklenenden çok farklıdır.
Böylece Kettlewell'in araştırmalarının doğruları yansıtmadığı
ortaya çıktı. |
Profesör Kettlewell çalışmalarını Birmingham ve
Dorset çevresinde gerçekleştirmişti. Çeşitli bilim adamları, sonraki
yıllarda, İngiltere'nin farklı bölgelerinde benzer araştırmalar
yaptılar. Bunlardan elde edilen bazı sonuçlar araştırmacıları şaşırttı.
Çünkü umulanın aksine veriler de toplanmıştı. Örneğin, yoğun kirliliğin
hakim olduğu Manchester yakınlarında açık renkli kelebeklerin tamamen
yok olmaları bekleniyordu, ama böyle olmadı.284
Bu durum, Kettlewell'in tezinin dışında, kelebeklerde melanizme
yol açan başka faktörlerin de olduğunun bir işaretiydi.
Başka bölgelerde yapılan incelemeler de Kettlewell'in
açıklamalarıyla uyuşmuyordu. Liverpool Üniversitesi'nden Biyolog
Jim Bishop, Galler'in kırsal ve temiz bölgelerinde koyu renkli kelebeklerin
oranının beklenenden çok olduğunu fark etti; buna dayanarak "henüz
bilinmeyen faktörler"in rol oynadığını açıkladı.285
Kettlewell ile de çalışmalar yapmış iki araştırmacı, David Lees
ve Robert Creed ise kirliliğin çok az olduğu İngiltere'nin doğusundaki
kırsal kesimlerde, koyu renklilerin oranının %80 olduğunu ortaya
çıkardılar. Adı geçen iki bilim adamı Kettlewell'in araştırmalarının
güvenirliğinin zayıf olduğunu şöyle ifade ettiler:
"Bundan dolayı ya avlanma deneyleri ve insanların
görsel çıkarım testlerinin yanıltıcı olduğunun, ya da seçici avlanmaya
ilaveten bazı faktör veya faktörlerin yüksek melanik (koyu renkli)
oranların korunmasından sorumlu olduğu sonucuna varıyoruz." 286
Kelebeklerdeki melanizm üzerine
araştırmalar yapan hayvan bilimci R.C. Steward, Güney Galler'de
koyu renklilerin daha iyi kamufle olmalarına rağmen, popülasyonun
sadece %20'sini oluşturduklarını buldu.287
Steward, İngiltere'nin 165 ayrı bölgesinden veriler topladı; 52.
enlemin kuzeyinde sülfür dioksit (kirliliğe yol açan bir kimyasal
madde) ile melanizm arasında bağlantı olduğu, fakat 52. enlemin
güneyinde kirlilik dışındaki bazı faktörlerin etkili olabileceği
sonucuna ulaştı. Kettlewell'in yaptığı hatayı ise şöyle açıkladı:
"Bir bölgeden alınan sonuçları İngiltere'nin tamamındaki coğrafi
varyasyonu açıklamak için genellemek mümkün olmayabilir." 288
Araştırmalar sürdürüldükçe Kettlewell'in teorisine
zıt veriler de birikmeye başladı. Kuşların kelebekleri avlayarak
doğal seleksiyona neden oldukları yanlış bir çıkarımdan ibaretti.
Kettlewell'in çalışma arkadaşlarından R.J. Berry'nin de ifade ettiği
gibi, "açıktır ki melanik 'karabiberli kelebek' oranları, kuşların
(renk farklarına dayalı) görsel avlanmalarından çok daha farklı
unsurlar tarafından belirlenmektedir".289
Son olarak, 1998 yılında, William and Mary Üniversitesi
Biyoloji Profesörü Bruce Grant ve çalışma arkadaşları kelebeklerdeki
melanizmin gerçek nedenini bulmak için yaptıkları araştırmaların
sonuçlarını açıkladılar. Buna göre, melanizm öncelikle atmosferdeki
sülfür dioksit oranına bağlı olarak artıyor veya azalıyordu.290
Kısacası, son 20-30 yıl için-de yapılan bilimsel çalışmalar Kettlewell'in
tezini doğrulamadı. Dahası, Kettlewell'in hikayesinde çok büyük
yanılgılar -ve yanıltmalar- bulunduğu giderek daha fazla ortaya
çıktı.
Likenlerin Melanizmde Rolü Olduğu Yanılgısı
Hatırlanacağı gibi, Kettlewell şunu iddia ediyordu: "Likenlerin
renklerinin koyulaşması veya ölmesi doğal seleksiyon sürecinin önemli
bir parçasıdır." Peki, bu iddiadaki doğruluk payı neydi?
20. yüzyılın son çeyreğindeki araştırmalar
söz konusu öngörünün de gerçeği yansıtmadığını gün ışığına çıkardı.
David Lees ve arkadaşları, İngiltere'nin 104 ayrı noktasında yaptıkları
gözlemlerle, melanizm ile ağaçlardaki liken örtü arasında bir bağlantı
olmadığını açıkça ortaya koydular; bunu da "şaşırtıcı" olarak yorumladılar.291
Aynı dönemde Amerikalı biyologların yaptıkları araştırmalar da bu
gerçeği teyid etti.292
Dahası, Kettlewell de 1970'lerde kirliliğin ortadan kalkmasıyla
likenlerin geri gelmelerinden daha önce, kelebeklerde melanizmin
düşüşe geçtiğini kabul etti.293
Eğer Kettlewell ve evrimcilerin iddiaları
doğru olsaydı; hava kirliliğinin ortadan kalkmasıyla önce likenler
ağaçların üzerindeki yerlerini alacaklar, sonra da açık renkli kelebekler
tekrar çoğunluk olacaklardı. Diğer bir deyişle, kelebeklerin dinlenecekleri
ve gizlenecekleri yerlerin öncelikle oluşması zorunluydu. Ancak
durumun böyle olmadığı kesinlikle kanıtlandı. Örneğin, Prof. Bruce
Grant ve arkadaşları, liken örtünün seyrek olduğu belirli bir bölgede
açık renkli kelebeklerin oranının %93'ü aştığını gösterdiler 294
ve şu önemli yorumu yaptılar: "Karabiberli kelebeklerdeki melanizmin
evrimine dair kayıtlarda likenlerin rolü uygunsuz bir şekilde vurgulanmıştır."
295
Massachusetts Üniversitesi'nden Theodore Sargent ve arkadaşları
ise, Kuzey Amerika'daki melanik kelebek oranının son zamanlarda
düştüğünü ve bunun "klasik hikaye" göz önünde tutulursa "akıl karıştırıcı"
olduğunu söylediler.296
Kısacası, likenlerin var veya yok olmalarının kelebekler üzerinde
hiçbir etkisi yoktur. Kettlewell'in likenlerin sözde evrim sürecinin
bir parçası olduğunu sanması, aslında (aşağıda anlatılan) başka
bir yanılgısının eseriydi.
Sanayi Devrimi Kelebeklerinin Gerçek Dinlenme
Yerleri
Araştırmalarda kullanılan Biston betularia türü kelebeklerin konumuzu
yakından ilgilendiren önemli bir özelliği vardır. Bu tür kelebekler
gececi böceklerdir; karanlık saatlerde faaldirler, gündüz vakitlerinde
ise dinlenirler. Diğer bir ifadeyle gece karanlığında uçar, güneş
doğmadan önce, yani kuşlar avlanmaya başlamadan önce dinlenme yerlerine
konar ve gün boyunca buralarda hareketsiz kalırlar.
Kettlewell'in deneylerinde, söz konusu kelebekler
sabah saatlerinde yani gün ışığında salınmış ve gün boyunca gözlenmişti.
Gece vaktinde ise tekrar yakalanmıştı. Dikkat edin, araştırmalar
kelebeklerin yaşam koşullarına uygun olmayan vakitlerde yapılmıştı.
Aslında Kettlewell de bunun farkındaydı, ancak bu durumu göz ardı
etmenin deney sonuçlarını etkilemeyeceğini savundu.297
Oysa Kettlewell'in varsayımı ihmal edilemeyecek kadar büyük bir
hatadır. Gün ışığı kelebeklerin yanılmalarına ve yollarını şaşırmalarına,
böylece kuşlar için kolay hedef olacakları ağaç gövdelerine konmalarına
neden olmuştur. Gerçekte ise, söz konusu türe mensup kelebeklerin
dinlenme vakitlerini geçirdikleri yerler ağaç gövdeleri değildir.
Bu hayvanların gündüzleri ağaç gövdelerinde uyuduklarına ilişkin
kanı, yirmi yıl öncesine kadar süregelen bir yanılgıdır.
Bu gerçeği ilk defa Helsinki Üniversitesi'nden
Kauri Mikkola'nın, 1980'li yılların başında, kafes içinde yaşayan
Biston betularia kelebekleri üzerindeki araştırmaları ortaya çıkardı.
Hayvan bilimci Mikkola söz konusu kelebeklerin nadir olarak ağaç
gövdelerinde konakladıklarını, normal olarak yüksekteki yatay dalların
altında dinlendiklerini gözlemledi.298
Çok kısık bir ışıkta serbest bırakılan gececi kelebekler olabildiğince
çabuk ve düzensiz bir şekilde dinlenme yerlerini seçiyorlardı. Kısacası
Kettlewell, Biston betularia'nın ağaç gövdelerinde dinlendiğini
(veya uyuduğunu) varsayarken büyük bir hata yapıyordu.
Bu kelebeklerin doğal ortamlarındaki davranışları
inceleyen araştırmacılar da Mikkola'nın bulgularını teyid ettiler.
Sir Cyril Clarke ve arkadaşları 25 yıllık çalışmalarında, sadece
bir kez bu türden bir kelebeği ağaç gövdesinde gördüklerini açıkladılar.299
Bu alandaki çalışmalarıyla tanınan iki araştırmacı, Cambridge Üniversitesi'nden
Rory Howlett ve Michael Majerus da benzer sonuçlar elde ettiklerini
şöyle belirttiler: "Çoğu Biston betularia'nın gizlendikleri yerlerde
dinlendikleri kesin görünmektedir... (ve) ağaç gövdelerinin korunmasız
alanları Biston betularia'nın hiçbir formu için önemli bir dinlenme
yeri değildir." 300
Cambridge Üniversitesi Genetik Bölümü'nden Dr. Majerus, çalışmalarını
Melanizm: Faaliyet Halindeki Evrim adlı kitapta topladı; bu konudaki
40 yılı aşkın çok yoğun araştırmaya rağmen doğal hayatta, ağaç gövdesinde
sadece iki Biston betularia kelebeğine rastlandığına dikkat çekti
ve Kettlewell'in tezi için en ciddi sorunun bu olduğunu ifade etti.301
Chicago Üniversitesi'nden Prof. Jerry Coyne, ki kendisi de bir evrimcidir,
bu durumun tek başına Kettlewell'in deneylerini geçersiz kıldığını
itiraf etti.302
İngiliz biyologlar Tony Liebert ve Paul Brakefield,
bu gerçeği doğrulayan diğer araştırmacılardır. Adı geçen bilim adamları
1987 yılında, bu tür kelebeklerin dinlenme vakitlerini ağırlıklı
olarak dar dalların altında veya yanlarında geçirdiklerini kanıtladılar.303
Bu noktada üzerinde durulması gereken apaçık bir gerçek vardır:
Kettlewell'in deneylerinde, doğal seleksiyonu kanıtlamak için doğal
olmayan yöntemlere başvurulmuştur. Sözkonusu türe ait kelebekler
ağaçların gövdelerinde değil, yatay dalların altında uyumaktadırlar;
bu suretle kuşlar ve diğer avcı hayvanlardan saklanmaktadırlar.
Yapılan deneylerde bu kadar açık bir gerçeğin göz ardı edilmesinin
tek nedeni, Darwinist dogmatizmdir. Evrimciler Darwinizm'e delil
bulmak için her türlü çarpıtmayı meşru görmektedirler. Buna karşın
bilim her defasında evrimcilerin hayallerini alt üst etmektedir.
Fotoğraflardaki Aldatmaca
Son yirmi senedir Sanayi Devrimi
kelebeklerinin ağaç gövdelerinde dinlenmedikleri bilinmektedir.
Buna karşın yandaki gibi düzmece ve sahte fotoğraflar, evrim
teorisine delil üretmek adına, ders kitapları ve evrimci
yayınlarda halen kullanılmakta; böylece Darwinizm'in sahtekarlıklar
ve skandallarla dolu tarihinde özel bir yeri hak etmektedir. |
Sanayi Devrimi kelebekleri denilince, ağaç gövdelerine konmuş kelebek
resimleri göz önüne gelir. Evrimin anlatıldığı kitaplarda, açık
ve koyu renkli kelebeklerin farklı ağaç gövdeleri üzerindeki fotoğraflarına
yer verilir. Bu durumda şöyle bir soru sormak yerinde olacaktır:
"Karabiberli kelebekler" yatay dalların altında gizlendiklerine
göre, dikey ağaç gövdeleri üzerinde duran kelebek resimleri nereden
çıkmaktadır?
Söz konusu fotoğraflar, geçtiğimiz yarım yüzyıl içinde kelebekler
üzerine deneyler yapan çeşitli araştırmacılara aittir. Bu görüntüler
iki farklı yöntemden birisi kullanılarak tespit edilmiştir. Daha
doğrusu, fotoğraflar bazı hileler yapılarak çekilmiştir.
Bunlardan birincisi, ölü kelebeklerin
ağaç gövdelerine iğne veya zamk ile tutturulmalarıdır. (Kettlewell'den
sonraki birçok araştırmada bu yöntem tercih edilmiştir.304)
Ağaçlara iğnelenmiş veya yapıştırılmış ölü kelebeklerin fotoğrafları
çekilmiş ve hiçbir açıklama yapılmadan, sanki bu canlılar doğal
ortamlarında duruyorlarmış gibi kitaplarda kullanılmıştır. Belgesel
film veya televizyon programları için de bu yönteme başvurulmuştur.305
İkinci ve diğer teknikte ise, canlı Biston betularia
türü kelebeklerin gündüz vakitlerinde hareket kabiliyetlerinin sınırlı
olmasından istifade edilmiştir. Oldukça uyuşuk durumdaki hayvanlar
el yardımı ile ağaçlara yerleştirilmiş; hareketsiz durduklarından
dolayı rahatlıkla fotoğrafları çekilmiştir. Massachusetts Üniversitesi'nden
Biyolog Theodore Sargent'in belirttiği gibi, bu şekilde elde edilmiş
ve ders kitaplarında kullanılmış pek çok fotoğraf vardır.306
California Üniversitesi Moleküler Hücre Biyolojisi
Bölümü'nden Dr. Jonathan Wells'in ifadesiyle bu uygulama, "bilim
değil, ancak efsane üretimidir".307
Elbette, yapılanlar mazur görülemez. Son yirmi senedir bu kelebeklerin
ağaç gövdelerinde dinlenmedikleri bilinmektedir. Yani söz konusu
resimler gerçeği yansıtmamaktadır. Buna karşın bu düzmece ve sahte
fotoğraflar, evrim teorisine delil üretmek adına, ders kitapları
ve evrimci yayınlarda halen kullanılmakta; böylece Darwinizm'in
sahtekarlıklar ve skandallarla dolu tarihinde özel bir yeri hak
etmektedir.
Evrimci Bir Bilim Adamının İtirafları
Buraya kadar Darwinistlerin bel bağladığı Kettlewell'in deneylerindeki
bazı önemli hata ve yanılgıları inceledik: İngiltere ve Amerika'daki
yoğun araştırmalara göre, melanik formlu kelebeklerin kirli ve temiz
bölgelere göre dağılımı beklenenden çok farklıdır; öngörülenin aksine,
likenler ile melanizm arasında bir ilişki yoktur; Biston betularia'nın
dinlenme yeri ağaç gövdeleri değildir. Deneyleri geçersiz kılan
diğer bir unsur da, bu tür kelebeklerin gececi hayvanlar olduklarının
dikkate alınmamasıdır. Kaldı ki yanlışlıklar bunlarla da sınırlı
değildir.
Söz konusu hatalar, son yıllarda, çeşitli araştırmacılar
tarafından hazırlanan bilimsel makale ve kitaplarda gündeme getirilmiştir.
1998'de yayımlanan Michael Majerus'un Melanizm: Faaliyet Halindeki
Evrim adlı kitabı bunlardan biridir. Chicago Üniversitesi Ekoloji
ve Evrim Bölümü Profesörü Jerry Coyne, 5 Kasım 1998 tarihli Nature
dergisindeki yazısında, adı geçen kitabın tanıtımını yapmış ve kitabın
önemine şöyle dikkat çekmiştir:
"Zaman zaman, evrimciler klasik bir deneysel çalışmayı tekrar inceler
ve korktukları başlarına gelerek, bunun hatalı veya tamamen yanlış
olduğunu bulurlar... Bununla beraber şimdiye kadar örnekler ahırımızdaki
ödüllü at, öğretmenler ve ders kitaplarının çoğu tarafından doğal
seleksiyon ve evrimin bir insan ömrü içinde gerçekleşen modeli olarak
sunulan 'karabiberli kelebek', Biston betularia'daki 'endüstri melanizmi'nin
evrimi olmuştur. Bu hikayenin yeni incelemesi, Michael Majerus'un
kitabı Melanizm: Faaliyet Halindeki Evrim'in ana konusudur. Üzücü
olarak, Majerus bu klasik örneğin kötü durumda... ve ciddi ilgiye
muhtaç olduğunu gösteriyor." 308
Profesör Coyne, yazısında yukarıda sayılanlara
ek olarak daha başka ciddi hataların da varlığını belirtmiş ve gerçeği
öğrenmesinin ardından hissettiklerini şöyle tasvir etmiştir:
"Son olarak, Kettlewell'in davranışla ilgili deneylerinin neticeleri
sonraki çalışmalarda yinelenmedi: kelebekler (kendi renkleriyle)
eşleşen zeminleri seçmeye eğilimli değildir. Majerus bu çalışmada
başka birçok kusur bulur, fakat bunlar burada sıralanamayacak kadar
çok sayıdadır. Kettlewell'in belgelerini ilk defa okuduğum zaman
ek problemler ortaya çıkardım, standart Biston (betularia) hikayesini
yıllarca öğretmiş olmaktan dolayı utanç duydum... Kişisel tepkim,
altı yaşındayken Noel'de hediyeleri getirenin Noel baba değil de
babam olduğunu keşfimle birlikteki hayal kırıklığına benziyor."
309
Ağırlıklı olarak genetik alanında çalışmalarını sürdüren evrimci
Profesör Coyne'nin açık sözlülüğü ve samimiyeti ilgi çekicidir.
Gerçekler ve şoklardan kaçmadan yaşadıklarını dile getirmiştir.
Şüphesiz bilimsel düşünceyi kendine rehber aldığını söyleyen bir
evrimciye düşen görev, Coyne'nin duyduğu "utanç" ve "hayal kırıklığı"ndan
pay çıkarmak, içi boş Darwinist tezleri objektif ve samimiyetle
değerlendirmek ve bir an önce evrimci dogmadan kurtulmaktır.
Kettlewell'in Hikayesi Bilimsel Literatürden
Çıkarılmalıdır
Bernard Kettlewell, hatalarının yanı sıra çok
önemli bir faktörü de görmezden gelmişti. Çevre kirliliğinin ardından
melanik formları yaygınlaşan canlı türü sadece Biston betularia
kelebeği değildi; başka böceklerin koyu renkli bireylerinde de artış
gözlenmişti. Çeşitli canlılarda yaklaşık 100 melanizm vakası tespit
edilmişti.310
Örneğin, "iki noktalı uğurböceği" türünün (Adalia bipunctata) koyu
renkli formları çoğalmış, açık renklileri ise azalmıştı.
Yaklaşık 3.5-5.5 mm. boyundaki iki noktalı
uğurböceklerinin renkleri varyasyon gösterir.311
Kuşlar tatlarını kötü buldukları için bu böcekleri avlamazlar. Yani
koyu renkli uğurböceklerinin daha iyi gizlenerek, kuşlar tarafından
yenmekten kurtulmaları gibi bir durum söz konusu değildir. Melanik
uğurböcekleri güneş enerjisini ve çevre ısısını daha iyi emdikleri
için dumanlı ortamlara daha iyi uyum sağlarlar. Bu olay "termal
melanizm" olarak bilinir.312
Her canlı içinde yaşadığı çevrenin koşullarında varlığını sürdürecek
sistem ve şekillere sahip olarak yaratılmıştır. Örnek olarak iki
noktalı uğurböceği türünün, düşük sıcaklıklarda renklerinde açılma,
yüksek sıcaklıklarda ise koyulaşma görülür.313
Diğer bir deyişle, hava kirliliği ile birlikte artan sıcaklığa bağlı
olarak, uğurböceklerinin renkleri de farklılık gösterir ve koyulaşır.
Uzun süredir bilinen bu gerçeğin anlamı açıktır:
Kelebeklerdeki melanizm, Kettlewell'in iddiasının dışında, çok çeşitli
unsurların etkisiyle gerçekleşmiş olabilir. Nitekim Theodore Sargent,
Craig Millar ve David Lambert adlı üç biyoloğun 1998 yılında yayımlanan
çalışmalarında çeşitli muhtemel etkenler belirtilmiştir: Bunlar
arasında kelebek larvalarının zehirli veya zararlı kimyasal maddelere
toleransındaki ya da kelebeklerin parazitlere karşı duyarlılığındaki
muhtemel farklılıklar; henüz tam olarak bilinmeyen çevresel faktörlerin
bir bileşimi sayılabilir. Adı geçen üç araştırmacı, evrimciler tarafından
efsaneleştiren Sanayi Devrimi kelebekleri vakasını şu şekilde değerlendirmiştir:
"Bununla beraber, yoğun ve tekrarlı gözlemlerin ışığı altında,
şu anda bu açıklamayı (Kettlewell'in klasikleşmiş açıklaması) destekleyecek
az sayıda ikna edici delilin var olduğunu iddia ediyoruz." 314
Benzer görüşler birçok bilim adamı tarafından
dile getirilmektedir. İtalyan biyologlar Giuseppe Sermonti ve Paola
Catastini'ye göre, "Kettlewell'in deneyleri, onun deneysel olarak
gösterdiğini iddia ettiği süreci, bugünün bilimsel standartlarında
hiçbir kabul edilebilir şekilde kanıtlamamaktadır". Sermonti ve
Catastini şu sonucu çıkarmıştır: "Darwin'in sahip olmadığı kanıta,
Kettlewell de sahip değildi".315
Bu alıntıyı şöyle yorumlamak da yerinde olacaktır: Darwin'in sahip
olmadığı kanıta, günümüzün evrimcileri de sahip değildir.
Bu konuda Biyolog Atuhiro Sibatani'nin görüşleri
de, evrimciler açısından ders niteliğindedir. Japon biyoloğun konuya
ilişkin kesin kararı şöyledir: "Endüstri melanizmi hikayesi, en
azından şimdilik, neo-Darwinist evrimin bir örneği olarak rafa kaldırılmalıdır."
Sibatani'ye göre, neo-Darwinist teoriye aşırı bağlılık diğer faktörlerin
tamamen devre dışı bırakılmasına yol açmıştır; ayrıca endüstri melanizminin
doğal seleksiyon modeline göre izahı için zayıf kanıtın haddinden
fazla iyimser kabulüne neden olmuştur.316
Aslında bu durum çok da şaşırtıcı değildir. Zira Darwinistler evrim
teorisini kabul ettirmek için tarihte her türlü yönteme başvurmuşlardır.
Sanayi Devrimi kelebekleri hikayesi, bu teoriyi kanıtlamak uğruna
üretilen sayısız kof "evrimsel kanıt"tan sadece biridir.
Prof. Jerry Coyne ise, söz konusu örneğin literatürden
çıkarılması gerektiğini ve bundan alınacak bazı dersleri şöyle ifade
etmektedir:
"Öncelikle, şu durumda, faaliyet halindeki doğal seleksiyonun iyi
anlaşılmış bir örneği olan Biston'u atmalıyız... Kettlewell'in çalışmasının
niçin genel ve sorgusuz kabul gördüğünü düşünmeye de değer. Muhtemelen
böyle güçlü hikayeler ayrıntılı inceleme cesaretini kırıyor." 317
Darwinizm'in Fanatik Taraftarları
Açıktır ki bu konudaki tüm bilimsel bulgular tek bir gerçeği işaret
etmektedir: Sanayi Devrimi kelebekleri hikayesinin hiçbir bilimsel
değeri yoktur ve sözde evrimin sözde delili olarak tarihteki yerini
almalıdır. Buna karşın, Darwinistlerin belirli bir bölümü hala söz
konusu hikayeyi gözü kapalı savunmaya devam etmektedir.
Biyoloji ders kitaplarının çoğunda
bu hikayeye ve düzmece fotoğraflara belirli bir yer ayrılmaktadır.
Örneğin, Kenneth Miller ve Joseph Levine'in hazırladığı Biyoloji
adlı kitabın 2000 baskısında, Kettlewell'in çalışmasının "faaliyet
halindeki doğal seleksiyonun örnek bir gösterimi" olduğu belirtilir.318
Aynı şekilde, Burton Guttman tarafından yayımlanan Biyoloji kitabının
1999 yılı baskısına göre bu, "doğal seleksiyonun örnek çağdaş bir
vakası"dır.319
Benzer ifadelere Darwinizm'in propagandasını
yapan ansiklopedilerde de rastlamak mümkündür. Örneğin, Britannica
Ansiklopedisi'nin 2001 baskısında Kettlewell'in "klasik hikaye"si
detaylı olarak anlatılmakta; yanlışlığı kanıtlanmış ve belgelenmiş
bu araştırma hala doğal seleksiyonun örneği olarak tanıtılmaktadır.320
Britannica'ya göre, Biston betularia'daki endüstri melanizmi, "evrimsel
değişimin hızı hakkındaki çağdaş düşünceleri derinden etkilemiş"
321
ve "belirli bir bölgedeki hızlı evrimsel değişimin çarpıcı bir örneği"
322
olmuştur.
Life Sciences Ansiklopedisi'nin "Endüstri Melanizmi"
başlıklı makalesinde ise, şu ifadelere yer verilmiştir:
"Karabiberli kelebek vakası sadece endüstri melanizmini en iyi
şekilde örneklendirmiyor, aynı zamanda doğal seleksiyon yoluyla
evrimsel değişimin klasik bir örneği işlevini yerine getiriyor.
Karabiberli kelebeklerdeki melanizmin evrimi devam ediyor ve şimdi
bile gözlenebilir." 323
Bu ve benzeri ifadeler, Darwinizm'in bağnaz taraftarlarının hayallerini
yansıtmaktadır ve hiçbir bilimsel değeri yoktur. Çağdaş bilimin
açıkça ortaya koyduğu gerçek, söz konusu hikayenin dayanaktan yoksun
olduğu ve evrimsel değişim diye bir şeyin var olmadığıdır.
Evrimi savunmak amacıyla yazılan bir evrimci kitapta ise, şu yoruma
yer verilir:
"İngiliz karabiberli kelebeği, Biston betularia'daki
ünlü endüstri melanizmi örneğini düşünün. Az sayıda yüksek okul
biyoloji ders kitabı bu çalışmadan bahsetmekte yetersiz kalır, buna
rağmen az sayıda öğrencinin bu örneğin neyi gösterdiğini anladığı
görünmektedir... Açık bir biçimde, doğal seleksiyon yoluyla çevresel
baskılar, bir popülasyonun genotipinde (genetik yapısında) hızlı
değişimler yapabilir... Bu gözlem altında, faaliyet halindeki evrimdir."
324
Bu ve benzeri sözler Darwinist demagojinin örnekleridir. Gözlemlenen
tek şey, zaman içinde kelebek popülasyonundaki açık ve koyu renkli
bireylerin oranlarındaki farklılıktır. Bilimsel çalışmaların ışığında,
bunun sözde evrime delil olabilecek hiçbir yönü yoktur. 150 yıllık
yoğun araştırmaların ortaya koyduğu tek gerçek de bundan ibarettir.
Her ne pahasına olursa olsun Darwinizm'i ayakta
tutmaya kararlı olan bazı dergilerin aldığı tavır bilimle bağdaşmamaktadır.
New Scientist dergisindeki "Karabiberli kelebek faaliyet halindeki
evrimin en iyi örneklerinden biri olarak kalmaktadır" 325
ifadesi buna bir örnek olarak verilebilir.
Böylece evrimciler, aslında farkında olmayarak ve istemeyerek,
çok önemli bir gerçeği bir kez daha teyid etmektedirler. Evrimin
en iyi ve en iddialı kanıtlarından biri olarak sunulan bu örnek,
gerçekte evrimin ciddi bir kanıtı olmadığının açık bir göstergesidir.
Söz konusu meşhur delil, "karşı konulamaz" delillere sahip olduğunu
iddia eden evrim teorisinin gerçek yüzünü gözler önüne sermektedir.
Kelebeklerdeki Evrimsel Değişim İnancı
Darwinizm'in temelinde doğal seleksiyon kavramı yatar. Charles
Darwin'in teorisini açıkladığı kitabının başlığında bile vurgulanan
iddia budur: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon Yoluyla". Darwin'den
bu yana, evrimcilerin en büyük çabası işte bu iddiayı delillendirmek
olmuştur.
Darwinizm'in önde gelen sözcülerinden dil bilimci
Steven Pinker, doğal seleksiyonun evrimciler açısından taşıdığı
anlamı şu sözlerle dile getirir: "Hiçbir delil olmasa bile, alternatif
olmadığı için, bu gezegendeki hayatın açıklaması olarak doğal seleksiyonu
hemen hemen kabul etmeliyiz." 326
Pinker, Zihin Nasıl Çalışır? adlı kitabında, doğal seleksiyonla
evrimleşmenin ilk örneği olarak da kelebeklerdeki melanizm hikayesini
gösterir. Oysa bu, buraya kadar anlattığımız gibi, bilimsel değeri
olmayan bir hikayeden başka bir şey değildir. Ancak evrimciler,
doğruluğuna dair bir bilgi yok iken, Pinker'ın yaptığı gibi evrimi
doğru varsaymakta ve herşeyi bu kabule uydurmaya çalışmaktadırlar.
Durum böyle olunca da, Sanayi Devrimi kelebekleri hikayesi gibi
bilimsel delillerle açıkça çelişen bir hikayeye, Darwinizm'e bağlılık
uğruna inanılmaya devam edilmektedir.
Söz konusu hikayenin doğru varsayılmış bir inanç
olduğuna, Amerikalı biyolog Dr. Jonathan Wells şöyle dikkat çekmektedir:
"... Bir parça dürüst olan hiçbir bilim adamı karabiberli kelebekler
efsanesini "doğal seleksiyonun temel bir örneği" olarak göstermeyecektir.
Delil olmadan, karabiberli kelebeklerdeki melanizmin doğal seleksiyondan
kaynaklandığı iddiası, bir inanç ifadesidir, bilimsel bir çıkarım
değildir." 327
Wells, Evrimin İkonları adlı kitabında, söz konusu hikayeye özel
bir yer ayırmış ve vardığı sonucu şöyle açıklamıştır:
"1986'da evrimci Biyolog John Endler, şimdi alanında
bir klasik olarak kabul edilen, Doğal Hayattaki Doğal Seleksiyon
adlı bir kitap yazdı. O zamanlar, Endler karabiberli kelebek hikayesinde
ortaya çıkarılan problemlerin farkında değildi; bu yüzden onu, doğal
seleksiyonun nedeninin bilindiği birkaç vakadan biri olarak listeye
yazdı. Fakat "doğal seleksiyon konusundaki hızlı ve gelişigüzel
araştırmaların vaktinin geçtiğini" de ifade etti. Çoğu araştırmacı
"sadece doğal seleksiyonun gerçekleştiğini göstermekle tatmin olduğu"
halde, Endler, "bu, bir kimyasal reaksiyonu göstermeye ve sonra
onun nedenleri ve mekanizmalarını araştırmamaya eşdeğerdir. Doğal
seleksiyonun, nedenleri ve mekanizmalarının bilgisinden yoksun sağlam
bir gösterimi simyadan farklı değildir" şeklinde yazdı... Kettlewell'in
doğal seleksiyon için delili hatalıdır ve değişimin gerçek nedenleri
varsayıma dayalı kalmaktadır. Doğal seleksiyonun bilimsel bir gösterimi
olarak -"Darwin'in kayıp delili" olarak- karabiberli kelebeklerdeki
endüstri melanizmi simyadan farklı değildir." 328
Ortaçağ'da simyacılar bakırı çeşitli madenlerle karıştırıyorlar
ve deneme yanılma yöntemiyle bakırı altına dönüştürebileceklerine
inanıyorlardı. Ancak bilim, ne kadar deneme yaparlarsa yapsınlar
simyacıların başarısız olacağını, bunun bir hayal olduğunu açıkça
ortaya koydu. Doğal seleksiyon ve mutasyon mekanizmaları ile türlerin
kökenini açıklamaya çalışan evrimciler de, simyacıların akıbetine
uğramaktadırlar. Bilimsel bulgular Darwinistlerin beklentilerini
boşa çıkarmakta ve delillerinin geçersizliğini kanıtlamaktadır.
Evrimci varsayımların aksine, bu mekanizmalar bir türü başka bir
türe dönüştürme gibi özelliklere sahip değildir. Her fırsatta doğal
seleksiyonla evrimleşme tezine örnek olarak verilen Sanayi Devrimi
kelebekleri hikayesi de unutulmayacak evrimci yanılgılardan biri
olmuştur.
Kelebek Her Zaman Kelebek Olarak Kalmıştır
Buraya kadar evrime delil üretmek uğruna söz
konusu hikayenin nasıl efsaneleştirildiğini, kamuoyunu etkilemek
için bilim dışı yollara nasıl başvurulduğunu inceledik. Kaldı ki
kelebeklerdeki endüstri melanizminin evrimleşme tezi ile hiçbir
ilgisi yoktur. Buraya kadar anlatılanları bir anlığına yok saysak
ve Kettlewell'in hikayesini hiç sorgulamadan kabul etsek bile konu,
sözde evrimin sözde delili olarak kalmaya mahkumdur.
Kettlewell'in hikayesini kabul etsek bile, varılan sonuç yalnızca
şudur: Sanayi Devriminden yıllarca önce, İngiltere'de, Biston betularia
türü kelebeklerin içinde koyu renkli formlar zaten mevcuttu; açık
renkli bireyler popülasyonun çoğunluğunu oluşturmakta, koyu renkliler
ise azınlıkta kalmaktaydı. Sanayi Devrimiyle birlikte artan hava
kirliliği sonucunda, bu durum tersine döndü ve koyu renkli formlar
bu canlı topluluğunun çoğunluğunu teşkil etti. 1950'li yıllarda,
çevre kirliliğini önleyici yasaların yürürlüğe girmesinin ve kirliliğin
azalmasının ardından oranlar yine değişti; açık renkli bireyler,
Sanayi Devrimi öncesinde olduğu gibi, kelebek popülasyonunda çoğunluk
kazandı.
Açıkça anlaşılmaktadır ki değişiklik, kelebeğin renginde değil
sayısındadır ve bu durum hiçbir zaman evrime delil olarak öne sürülemez.
Açık ve koyu renklerdeki çeşitli Biston betularia kelebekleri, gözlemler
başladığından bu yana, yaklaşık iki yüzyıldır vardır. Farklı renklerdeki
kelebek bireyleri kendi aralarında çiftleşmektedir. Bu kelebek popülasyonunun
gen havuzu, başından itibaren çeşitli renklere ait gen bileşimlerini
içermektedir. Yani, Endüstri Devrimi ile başlayan olaylar sonucunda
gen bilgisi gelişmemiş ve yeni genler ortaya çıkmamıştır. Biston
betularia türü kelebek her dönemde aynı tür olarak kalmaktadır,
bir türün başka bir türe değişimi gibi bir şey söz konusu değildir.
Şüphesiz sözü edilen durumda, evrimleşme örneği
olarak tanımlanabilecek bir olay yoktur. Darwinizm'in bazı savunucuları
da zaten bu apaçık gerçeği kabul etmektedirler. Örneğin tanınmış
İngiliz Biyolog ve evrimci Harrison Matthews, Darwin'in Türlerin
Kökeni kitabının 1971 baskısında yazdığı önsözde, bu konuda şunları
söyler:
"... (Kelebek) deneyleri gelişme halindeki
evrimi kanıtlamaz, çünkü açık, orta veya koyu renkli formların popülasyon
içindeki yoğunluğu değişmekle beraber, bütün kelebekler baştan sona
Biston betularia olarak kalmaktadır." 329
Kısacası, söz konusu kelebek türünün farklı renkleri, bir genetik
varyasyon örneğidir. Değişen çevre koşulları, kelebeklerde yeni
genetik bilgi ve yeni özellikler ortaya çıkarmamıştır. Açık renkli
kelebeklerin temiz çevrelere, koyu renklilerin ise kirliliğin yoğun
olduğu ortamlara daha iyi uyum sağladıkları bir gerçektir. Ama bunun
doğal seleksiyondan kaynaklandığı bugüne kadar bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.
Kaldı ki kelebeklerdeki melanizmin herhangi bir
nedenden dolayı doğal seleksiyona bağlı olduğu kanıtlansa da, bu
hiçbir şeyi değiştirmez. Zira doğal seleksiyon sadece bir popülasyon
içindeki sakat, zayıf ya da çevre şartlarına uyma yan bireyleri
ayıklar; yeni canlı türleri ya da yeni organlar ortaya çıkaramaz.
Yani doğal seleksiyonun evrimleştirici bir gücü yoktur.330
Varyasyon ve doğal seleksiyon olguları, Darwin'in düşündüğü tarzda
evrimi açıklamaktan çok, yaratılışın öngördüğü ve işlemekte olan
bir korunma prensibine harikulade bir örnek olmaktadır. Allah her
çeşit canlıyı, varlığını sürdüreceği sistem ile yaratmıştır. Organizmanın
genetik sistemi, özelliklerini (belirli sınırlarda) çevredeki değişmelere
göre ayarlama fonksiyonuna da sahip olabilmektedir. Aksi takdirde,
iklim, besin kaynağı gibi faktörlerdeki küçük bir değişme o canlının
sonu olabilir.
Yaratmak Allah'a Mahsustur
Charles Darwin, Beagle adlı
gemiyle yaptığı gezi sırasında gördüğü kelebeklerden oldukça etkilenmiş
ve hissettiklerini şöyle ifade etmişti: "Herkes kelebeklerin ve
bazı pul kanatlıların olağanüstü güzelliğine hayrandır... Bazı tropikal
(kelebek) türlerinin erkeklerinin ihtişamını tarif etmeye kelimeler
yetersiz kalır." 331
Darwin bu gözlemine karşın, son derece çarpık ve hatalı bir yaklaşımla
kelebeklerin evrim sonucu ortaya çıktığını öne sürdü. Onun izinden
yürüyen 20. yüzyıl evrimcileri ise, daha da ileri giderek kelebekleri
kullanmaya kalktılar.
Evrimciler, eğer kelebekleri evrime delil olarak
kullanmak istiyorlarsa, kelebeklerin Darwin'den bu yana çözümsüz
kalan "türlerin kökeni" sorununa nasıl bir çözüm getirdiğini açıklamalıdırlar.
Onbinlerce kelebek türünün evrime göre nasıl ortaya çıktığını aydınlığa
kavuşturmalıdırlar. Fosil kayıtlarındaki 48 milyon yıllık kelebek
fosillerinin bugün yaşayan örneklerinden farksız olmalarının 332
ve milyonlarca yıl hiç değişim geçirmeden durağan bir biçimde kalmalarının,
evrimle nasıl bağdaştığını açıklamalıdırlar.
Dahası evrimciler, hikaye veya efsane üretmeyi bir kenara bırakıp
şu sorulara da cevap vermek zorundadırlar: Kelebek kanatlarındaki
muhteşem desenler, göz alıcı renkler ve mükemmel simetri nasıl ortaya
çıkmıştır? Kelebekler çekici dış görünümlerine ve düşmanlarından
korunmalarını sağlayan savunma sistemlerine nasıl sahip olmuşlardır?
Kelebeklerdeki üstün uçuş mekanizmaları ve tasarım harikası sistemler
nasıl var olmuştur? Son derece kompleks bir işlem olan kelebeklerdeki
metamorfoz nasıl meydana çıkmıştır? Yumurtadan tırtıla, tırtıldan
pupaya, pupadan kelebeğe dönüşümün olağanüstü karmaşık programı,
kelebeğin genetik bilgisinde nasıl yer almıştır?..
Bu ve benzeri sorulara, spekülasyon yapmak dışında, evrimcilerin
verecek yanıtı yoktur. Böylesine olağanüstü yapılar ve kusursuz
sistemler, doğal seleksiyon ve mutasyon gibi tesadüfi etkilerle
açıklanamaz. Darwinistler bu sözde mekanizmaların yeni bir tür ürettiğine
dair ellerinde tek bir kanıt olmadığının da bilincindedirler. Sanayi
Devrimi kelebekleri hikayesi gibi aldatmacalar, evrimin değil sadece
evrimcilerin çaresizliğinin delilidir.
Şüphesiz, kainattaki her varlık gibi kelebekleri de sahip oldukları
detaylar ve ihtiyaçlarını karşılayacak sistemlerle birlikte Allah
yaratmıştır. Kelebeklerin mükemmel görünümleri ve kusursuz tasarımları,
Allah'ın sonsuz ilminin, benzersiz sanatının ve sınırsız kudretinin
göstergelerindendir. Yaratmanın ancak Allah'a mahsus olduğu bir
Kuran ayetinde şöyle ifade edilir:
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri
yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın
kendisini kovalayan geceyle örten, Güneş'e, Ay'a ve yıldızlara kendi
buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de
(yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (Araf
Suresi, 54)

260 Timothy A. Mousseau, Alexander
E. Olvido, "Geographical Variation", Encyclopedia of Life Sciences,
2000, ğ.els.net.
261 Bernard Kettlewell, "Selection experiments on
industrial melanism in the Lepidoptera", Heredity, vol. 9, 1955,
s. 323.
262 Philip MacDonald Sheppard, Natural Selection
and Heredity, 4th edition, London, Hutchinson, 1975, s. 70.
263 Sewall Wright, Evolution and the Genetics of
Populations, Volume 4: Variability Within and Among Natural Populations,
Chicago: The University of Chicago Press, 1978, s. 186.
264 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Meteksan
Yayınları, Ankara, 1984, s. 644.
265 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları,
Cilt I / Kısım I, 11. baskı, Meteksan Yayınları, Ankara, 1998, s.
600.
266 M. Ridley, Evolution, 2nd edition, Cambridge
(MA): Blackwell Science, 1996, s. 103.
267 E.B. Ford, Ecological Genetics, 4th edition,
Chapman and Hall, London, 1975, s. 329. 308 309
268 Bernard Kettlewell, The Evolution of Melanism,
Oxford, Clarendon Press, 1973; Michael Majerus, Melanism: Evolution
in Action, Oxford, Oxford University Press, 1998.
269 Lee Spetner, Not By Chance!, The Judaica Press,
New York, 1998, s. 66.
270 Bruce Grant, Sir Cyril Clarke, "Industrial Melanism",
Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.
271 J.W. Tutt, British Moths, London, G. Routledge
and sons, 1896.
272 Jonathan Wells, "Second Thoughts about Peppered
Moths", 1999, http://ğ.arn.org/docs/wells/jw_pepmoth.htm.
273 J.W. Heslop Harrison, "Genetical studies in
the moths of the geometrid genus Oporabia (Oporinia) with a special
consideration of melanism in the Lepidoptera", Journal of Genetics,
vol. 9, 1920, s. 195-280; J.W. Heslop Harrison, "The Experimental
Induction of Melanism, and Other Effects, in the Geometrid Moth
Selenia bilunaria esp.", Proceedings of the Royal Society of London
B 117, 1935, s. 78-92.
274 Bruce Grant, Sir Cyril Clarke, "Industrial Melanism",
Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.322 323 
275 Bernard Kettlewell, "Selection experiments on
industrial melanism in the Lepidoptera", Heredity, vol. 9, 1955.
276 Bernard Kettlewell, "Selection experiments on
industrial melanism in the Lepidoptera", Heredity, vol. 9, 1955,
s. 342.
277 Bernard Kettlewell, "Further selection experiments
on industrial melanism in the Lepidoptera", Heredity, vol. 10, 1956,
s. 287-301.
278 Bernard Kettlewell, "Darwin's Missing Evidence",
Scientific American, vol. 200, Mart 1959, s. 48-53.
279 C.A. Clarke, P.M. Sheppard, "A local survey
of the distribution of industrial melanic forms in the moth Biston
betularia and estimates of the selective values of these in an industrial
environment", Proceedings of the Royal Society of London B 165,
1966, s. 424-439.
280 J.A. Bishop, "An experimental study of the cline
of industrial melanism in Biston betularia (L.) (Lepidoptera) between
urban Liverpool and rural North Wales", Journal of Animal Ecology,
vol. 41, 1972, s. 209-243.
281 D.R. Lees, E.R. Creed, "Industrial melanism
in Biston betularia: the role of selective predation", Journal of
Animal Ecology, vol. 44, 1975, s. 67-83.
282 J.A. Bishop, L.M. Cook, "Moths, melanism and
clean air", Scientific American, vol. 232, 1975, s. 90-99.
283 R.C. Steward, "Melanism and selective predation
in three species of moths", Journal of Animal Ecology, vol. 46,
1977, s. 483-496.
284 N.D. Murray, J.A. Bishop, M.R. MacNair, "Melanism
and predation by birds in the moths Biston betularia and Phigalia
pilosauria", Proceedings of the Royal Society of London B 210, 1980,
s. 277-283.
285 J.A. Bishop, L.M. Cook, "Industrial melanism
and the urban environment", Advances in Ecological Research, vol.
11, 1980, s. 373-404; G.S. Mani, "Theoretical models of melanism
in Biston betularia", Biological Journal of the Linnean Society,
vol. 39, 1990, s. 355-371.
286 J.A. Bishop, "An experimental study of the cline
of industrial melanism in Biston betularia (L.) (Lepidoptera) between
urban Liverpool and rural North Wales", Journal of Animal Ecology,
vol. 41, 1972, s. 240.
287 D.R. Lees, E.R. Creed, "Industrial melanism
in Biston betularia: the role of selective predation", Journal of
Animal Ecology, vol. 44, 1975, s. 75-76.
288 R.C. Steward, "Melanism and selective predation
in three species of moths", Journal of Animal Ecology, vol. 46,
1977, s. 483-496; R.C. Steward, "Industrial and non-industrial melanism
in the peppered moth, Biston betularia", Ecological Entomology,
vol. 2, 1977, s. 231-243.
289 R.C. Steward, "Industrial and non-industrial
melanism in the peppered moth, Biston betularia", Ecological Entomology,
vol. 2, 1977, s. 231-243.
290 R.J. Berry, "Industrial melanism and peppered
moths (B lations in America and Britain", Journal of Heredity, vol.
89, 1998, s. 465.
291 D.R. Lees, E.R. Creed, L.G. Duckett, "Atmospheric
pollution and industrial melanism", Heredity, vol. 30, 1973, s.
227-232.
292 T.D. Sargent, "Melanism in moths of central
Massachusetts (Noctuidae, Geometridae)", Journal of the Lepidopterists'
Society, vol. 28, 1974, s. 145-152; D.A. West, "Melanism in Biston
(Lepidoptera: Geometridae) in the rural central Appalachians", Heredity,
vol. 39, 1977, s. 75-81; A.E. Treat, "Biston cognataria (Geometridae):
frequency of melanic males in Tyringham, Massachusetts, 1958-1977",
Journal of the Lepidopterists' Society, vol. 33, 1979, s. 148-149.
293 Bernard Kettlewell, The Evolution of Melanism,
Oxford: Clarendon Press, 1973.
294 B.S. Grant, A.D. Cook, C.A. Clarke, D.F. Owen,
"Geographic and temporal variation in the incidence of melanism
in peppered moth populations in America and Britain", Journal of
Heredity, vol. 89, 1998, s. 466.
295 B.S. Grant, D.F. Owen, C.A. Clarke, "Parallel
rise and fall of melanic peppered moths in America and Britain",
Journal of Heredity, vol. 87, 1996, s. 351.
296 T.D. Sargent, C.D. Millar, D.M. Lambert, "The
"classical" explanation of industrial melanism: assessing the evidence",
Evolutionary Biology, vol. 30, 1998, s. 316-317.
297 Bernard Kettlewell, "Selection experiments on
industrial melanism in the Lepidoptera", Heredity, vol. 9, 1955,
s. 340.
298 Kauri Mikkola, "On the selective forces acting
in the industrial melanism of Biston and Oligia moths (Lepidoptera:
Geometridae and Noctuidae)", Biological Journal of the Linnean Society,
vol. 21, 1984, s. 409-421.
299 C. A. Clarke, G.S. Mani, G. Wynne, "Evolution
in reserve: clean air and the peppered moth", Biological Journal
of the Linnean Society, vol. 26, 1985, s.189-199.
300 R.J. Howlett, M.E.N. Majerus, "The understanding
of industrial melanism in the peppered moth (Biston betularia) (Lepidoptera:
Geometridae)", Biological Journal of the Linnean Society, vol. 30,
1987, s. 40.
301 Jerry A. Coyne, "Not black and white", Nature,
vol. 396, 5 Kasım 1998, s. 35-36.
302 Jerry A. Coyne, "Not black and white", Nature,
vol. 396, 5 Kasım 1998, s. 35-36.
303 T.G. Liebert, P.M. Brakefield, "Behavioural
studies on the peppered moth Biston betularia and a discussion of
the role of pollution and lichens in industrial melanism", Biological
Journal of the Linnean Society, vol. 31, 1987, s. 129-150.
304 Bernard Kettlewell, The Evolution of Melanism,
Oxford: Clarendon Press, 1973, s. 150; J.A. Bishop, L.M. Cook, "Moths,
melanism and clean air", Scientific American, vol. 232, 1975, s.
90-99.
305 Larry Witham, "Darwinism icons disputed: Biologists
discount moth study", The Washington Times, National Weekly Edition,
25-31/1/1999, s. 28.
306 T.D. Sargent, C.D. Millar, D.M. Lambert, "The
"classical" explanation of industrial melanism: assessing the evidence",
Evolutionary Biology, vol. 30, 1998, s. 299-322.
307 Jonathan Wells, Icons of Evolution, Regnery
Publishing Inc., 2000, s. 155.
308 Jerry A. Coyne, "Not black and white", Nature,
vol. 396, 5 Kasım 1998, s. 35-36.
309 Jerry A. Coyne, "Not black and white", Nature,
vol. 396, 5 Kasım 1998, s. 35-36.
310 Bernard Kettlewell, The Evolution of Melanism,
Oxford, Clarendon Press, 1973; Michael Majerus, Melanism: Evolution
in Action, Oxford, Oxford University Press, 1998.
311 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları,
Entomoloji, Cilt II / Kısım II, 5. baskı, Meteksan Yayınları, Ankara,
1997, s. 556.
312 E.R. Creed, "Geographic variation in the two-spot
ladybird in England and Wales", Heredity, vol. 21, 1966, s. 57-72;
E.B. Ford, Ecological Genetics, 4th ed., London: Chapman and Hall,
1975; P.M. Brakefield, "Polymorphic Muellerian mimicry and interactions
with thermal melanism in ladybirds and a soldier beetle: a hypothesis",
Biological Journal of the Linnean Society, vol. 26, 1985, s. 243-267.
313 Prof. Dr. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları,
Entomoloji, Cilt II / Kısım II, 5. baskı, Meteksan Yayınları, Ankara,
1997, s. 236.
314 T.D. Sargent, C.D. Millar, D.M. Lambert, "The
"classical" explanation of industrial melanism: assessing the evidence",
Evolutionary Biology, vol. 30, 1998, s. 299-322.
315 Giuseppe Sermonti, Paola Catastini, "On industrial
melanism: Kettlewell's missing evidence", Rivista di Biologia 77,
1984, s. 35-52.
316 Atuhiro Sibatani, "Industrial Melanism Revisited",
Rivista di Biologia 92, 1999, s. 349-356.
317 Jerry A. Coyne, "Not black and white", Nature,
vol. 396, 5 Kasım 1998, s. 35-36.
318 K.R. Miller, J. Levine, Biology, fifth edition,
Upper Saddle River, NJ: Prentice Hall, 2000, s. 297-298.
319 B.S. Guttman, Biology, Boston, MA: WCB/McGraw-Hill,
1999, s. 35-36.
320 Encyclopedia Britannica 2001 Deluxe Edition
CD, "heredity: Natural selection in operation".
321 Encyclopedia Britannica 2001 Deluxe Edition
CD, "lepidopteran: Importance".
322 Encyclopedia Britannica 2001 Deluxe Edition
CD, "peppered moth".
323 Bruce Grant, Sir Cyril Clarke, "Industrial Melanism",
Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.
324 M. Archer, "The Reality of Organic Evolution",
s. 30-31, D.R. Selkirk & F.J. Burrows, eds., Confronting Creationism:
Defending Darwin, New South Wales University Press: Kensington,
NSW, Australia, 1988.
325 Jeremy Cherfas, "Exploding the Myth of the Melanic
Moth", New Scientist, 25 Aralık 1986, s.25.
326 Steven Pinker, How the Mind Works, Penguin:
London, 1998, s. 162-163.
327 Jonathan Wells, "Significance of the Peppered
Moth Argument", Access Research Network, 2000, http://ğ.arn.org/docs/wells/jw_significancepm.htm.
328 Jonathan Wells, Icons of Evolution, Regnery
Publishing Inc., 2000, s. 155. (John Endler, Natural Selection in
the Wild, Princeton, NJ: Princeton University Press, 1986, s.164)
329 L. Harrison Matthews, "Darwin'in Türlerin Kökeni
kitabının 1971 baskısında yazdığı önsözde", J.M. Detn & Sons
Ltd, London, s. xi.
330 Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Hayatın
Gerçek Kökeni, Vural yayıncılık, İstanbul, 2000.
331 Charles Darwin, The Descent of Man, Chapter
11: Insects, http://ğ.literature.org/authors/darwin-charles/the-descent-of-man/chapter-11.html.
332 M. Encarta Encyclopedia 2001 Deluxe Edition
CD, "Butterflies and Moths".
|